İNSAN NİYE MUTLU VE HUZURLU DEĞİL?
Mutluluğun bir sebebi, minnettarlıktır. Minnettarlık olması için verilen nimetleri fark etmek lazım.
Bir nefes almak nedir? Astım hastalarına sormak lazım.
Doktardan izin almadan şehri terk etmenin ne olduğunu diyaliz hastalarına sormak lazım.
Sıhhatin ne olduğunu kanser hastalarına sormak lazım.
İnsanlara dikkat edersen her şeyleri var ama mutlu değiller. Minnettar değiller de ondan.
Nimeti vereni bulamamış. Minnettarlıkları olgunlaşmamış, çocuk gibi verilen oyuncakları ganimet kabul edip kırıp döküyoruz.
Mutsuz insanların elindekiler, mutlu olabilenlerinkinden çok daha fazla iken, mutlu değil insanlar. Gönülleri dar, kafaları sıkışmış, kendi dünyasına bakıyor.
İnsan sosyal bir varlıktır. Tek başına mutlu olamaz. Mutlu olmak için insanlarında mutluluğuna çalışmak lazım.
Vermek almanın adıdır. Vermek ruhsal bir tedavidir.
Hayatın hayatı imandır. Hayatınızdan daha değerli bir gaye ve hedef olursa; hayat onun adına, onun hesabına çalışmaya değer. Onu hedeflerken, ona varırken ortaya çıkacak hadiseler basamak olur. İman ne kadar artarsa hayat o kadar lezzetli olur.
Dertlerimizin yukarıda oluşunun nedeni insanlığımızın kalitesinin aşağıda oluşundandır. Hayatiyetimizi, yani yaradılış gerçeğini anlar:
- Nereden geldim?
- Nereye gidiyorum?
- Burası neresi?
- Ben neciyim?
Bu soruları sorar ve cevap ararsak hayatımızın kalitesi yükselir. Dertlerimiz, kederlerimiz dibe düşer.
İnsanlığımızın kalitesini yükseltirsek, yüksek zannettiğimiz dert ve kederlerin aşağı indiğini göreceksiniz. Dertlerin yüksekte olması kalitemizin düşük oluşundan kaynaklanıyor.
Nimeti fark etmekle minnettarlığımız artar. Minnettarlığı olmayan hayatta mutlu olamaz.
Eskiden gönüller geniş, yer dardı. Şimdi yer geniş gönüller daraldı.
Mutluluk minnettar etmiyor. Minnettarlık bizi mutluluğa taşıyor. Bütün ihtiyaçların karşılanması insanı mutlu etmiyor. Minnettarlık insanı mutluluğa taşıyor. Fark etmeyle başlar minnettarlık.
Sıkıntının bir sebebi vücutta birikmiş olumsuz enerjidir. Sıkıntının en büyük sebeplerinden bir tanesi de meşguliyetsizliktir. Çalışmak insana kendisini unutturur. İş tedavi eder.
İki doktor öneriyorum:
1-Doktor meşguliyet
2-Doktor teslimiyet.
Teslim olunca fark edeceksin, fark eden minnettar olur. Minnettar olan Allah’a teslim olur. Teslim olan Allah’ın yaptığı icraatını, ona nasip ettiklerini sorgulamaz. Bize düşen kulluktur.
Sıkıntının en büyük sebebi:
- Meşguliyetsiz olmak.
- Akla hedef göstermemek,
- Gaye-i hayali olmamak.
Mutluluğunu geleceğe atma. Mevcudu fark et. Onun sana verilebilmesi için Allah lazım olduğunu unutma. Mutluluğunu şarta bağlama. (Şu işim olursa gibi.) Dostluğunu şarta bağlayanlardan uzak durun.
Hayatın serüveni tek yönlü çalışmıyor. Verilen an geri gelmediği gibi,
Âhirete giden de buraya tekrar geri gelemez.
Eyleme dönüşmeyen bilgi sıkıntıdır.
Vesvese, geldiği konunun tapusudur. Vesvese şeytandandır. Varı yok gösterir. Vehim yoku var gösterendir.
Çeviri
YORUMLAR
Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...