FECR SÛRESİ İLE ALLAH C.C. BİZE NE DİYOR? ALLAH'IN KULUNDAN, KULUN ALLAH'TAN RAZI OLMASI

FECR SÛRESİ (30 AYET) - İNİŞ SIRASINA GÖRE 10. SÛRE

İniş Zamanına Göre Bana Ne Diyor?

Vahyin 1. yılı ve Mekkedeyiz. Cahiliyenin karanlığı her yanı sarmış. Karşımızda bütün gücünü "güç" ten alan, kim güçlüyse o haklıdır anlayışını hâkim kılan Daru'n-Nedve merkezli oligarşik bir yapı var. Fecr sûresi bu gücün karşısında, bir karınca gibi zayıf olan ilk Müslümanlara şu mesajı veriyor: Yaşadığınız çağda, kendilerini Ad ve Semud gibi güçlü, Friavun gibi yıkılmaz gören zalimlerin karanlığı, her yanı kaplasa bile sakın ümitsizliğe kapılmayın.

Her geceyi yarıp içinden sabahı, her kışı yarıp içinden baharı, her çkirdeği yarıp içinden ağacı çıkaran Allah, önümüzdeki bütün engelleri yaracak ve şu dünya denen çekirdekten ahiret ağacını çıkarıp sizlere cennet meyveleri ikram edercektir. 

Sayısı az, riski çok bile olsa haklı olanların yanında saf tutabiliyor musun?

 

Fecr Kelimesi "yarıp çıkmak" anlamına gelir. Geceyi yardığı için sabaha, toprağın yarılması ile açılan artezyen kuyusuna "fecr" denir. Sûrenin başı, geceyi yarıp çıkan fecre yeminle başlarken, sonu da cennete girişle biter. Sıkıntılı başlayan ama mutlu sonla biten bir film gibi.

Peki, mesaj ne? Mesaj şu: Eğer Allah için çıktığınız yolda, dünyadaki engeller karşısında yılmaz, dönmez onları yarıp geçerseniz, bu yolun sonu cennete çıkar. 

Nasıl çekirdek yarıldığında içinden ağaç çıkar. Aynen onun gibi, Allah'ın razı olduğu bir hayat yaşarsan, gün gelir o hayat çekirdeği de yarılır, içinden senin için Tûbâ-ı Cennet çıkar.

Sûre de konu açısından öne çıkan mesaj nedir?

Sen Allah'tan Razı mısın?

28.ayet: Ayette, kulun Alah'tan razı olması, Allah'ın kuldan razı olmasının önünde gelmiştir. Halk arasında okça kullanılan "Allah razı olsun" ifadesi bir duadır. Ezbere söylendiğinde, kavli bir duadır. Taşıdığı anlama baktığımızda fiili yanı ağır basar. Bu duayı yapan kişi şunu demek ister: "Sen Allah'tan, Allah'ın takdirinden razı olmazsan, Allah da senden razı olmaz." O  zaman soru şu: "Ben Allah'tan, Allah'ın takdirinden razı mıyım? Nasıl yaşadığını söyle bana, sorunun cevabını söyleyeyim sana...

"Din tarafından sınırları belirlenen hayatın içinde, her türlü meşru ihtiyacımı buluyor, mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşıyorum" diyorsan, Allah'tan razısın demektir. Yok, Eğer tatminsizlik yaşayıp sınır dışına çıkıyor, kendi sınırlarına cumadan cumaya, bayramdan bayrama veya cenazeden cenazeye dönüyorsan.... Burada durup soralım, Allah'tan razı olan O'nun razı olmadığını yapar mı? Razı olmadığını yaparsa, Allah ondan razı olur mu? 

Ve dönüp kendimize soralım evet bana ne diyor? Ezberin içindei anlama dikkat çekmek için, bazen ezberi bozup "Allah razı olsun" yerine "Sen Allah'tan razı mısın?" de!

Sûreyi inşa eden ayetlerden başlarsak; Leyl, Fecr, Duha gibi zamanın dilimleri üzerine yemin ediliyor. Bunlar üzerinden zamanın karanlıktan aydınlığa doğru aktığı mesajı veriliyor.

Ad, Semud ve Firavun ilk iman edenlerin üzerine çöken karanlığa benzetiliyor. Onlar üzernden, siz duruşunuzu değiştirmezseni Allah önünüzdeki müşriklerin akıbetini de onlarınkine benzetecek mesajı veriliyor.

 

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

1. (Karanlığı yarıp çıkan) Fecr şahittir,

2. (Ramazan'ın sonundaki on gece, Zilhicce'nin ve Muharremim'in başındaki ilk) On gece şahittir,

3. (Yaratılan her) Çift ve (onları yaratan) Tek şahittir,

4. Gitmekte olan gece şahittir ki,

5. (Bütün) Bunlarda akıl sahipleri için (karanlığın kalıcı olmadığına, her kışın ardından bir bahar, her eceden sonra bir nehar geleceğine dair ikna edici) bir şahitlik var, değil mi?

6. (Ey Resulüm! Bu arada tarihin şahitliğine kulak ver!) Rabbinin (Hud peygamberin önünde karanlık bir gece gibi duran) Ad kavmine ne yaptığını duymadın mı?

7. (Yüksek bir medeniyetin sembolü olan) ütunlar sahibi İrem'e (ne yaptı?)

8. (O İrem şehri) Ki (Ad kavminin medarı iftiharı idi. O günün dünyasında) şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi.

9. (Peki ya, Rabbin) vadilerde kayaları yontan (Salih peygambere hayatı zindan yapan) Semud'a (ne yaptı?)

10. (Birde Rabbinin, ebedi kalacakmış gibi piramitleri yeryüzüne) kazıklar (gibi çakan, güçlü orduların) sahibi (olmayı kibir vesilesi yapan, bütün gücüyle Musa peygamberin karşısında duran) Firavuna (yaptıklarına da bir bak!)

11. (Tarihin arşivine baktığında göreceksin) Ki onlar (gücün ve servetin şımartmasıyla yaşadıkları) şehirlerde azgınlaşmışlardı. 

12. Oralarda (her türlü ahlaksızlığı meşru görmekle, toplumsal bzulmayı hızlandıran) fesadı çoğaltmışlardı. 

13. İşte bu yüzden Rabbin, onların üzerine (musbetleri) azap kamçısı (olarak) yağdırdı. (Ad kavmini kasırgayla, Semud'u depremle, Firavunu da denizde boğmakla cezalandırdı.)

14. Şu kesin ki; senin Rabbin (kimsenin yaptığını yanına barakmıyor. Basîr ve Rakîp gibi isimleri ile kullarını) her an gözetlemektedir. (Mehil  veriyor ama ihmal etmiyor. Günü geldiğinde hesabı kesiyor.)

15. Ve (bu tarih dersinden sonra; tarihte yaşanan bütün olayların merkezinde olan) insana gelince; ne zaman Rabbi kendisini bir denemeden geçirse, ona bir ikramda bulunsa, bol bol nimetler verse: "Rabbim bana ikram etti" der.

16. Ama ne zaman onu deneyerek, rızkını kıssa (imtihan edildiğini unutup, sanki hakkı olan bir şey verilmemiş gibi) hemen (şikayete  başlayıp, haddini aşan bir dille) "Rabbim beni zelil (ve perişan) etti" der.

17. Doğrusu (asırların değişmesi insanoğlunun tabiatını değiştirmiyor; mesela bu ayetlerin ilk muhatabı olan)  siz (Mekke müşrikleri) yetime ikram etmiyorsunuz.

18. (Allah'ın verdiği emanete *benim* diyor, fakiri giydirmek) Yoksula yedirmek için birbiriniz teşvik etmiyorsunuz.

19. (Yetime yaptığınız yetmezmiş gibi üstüne üstelik yetimlere kalan) mirası (da sanki sizinmiş gibi) helal haram demeden yiyiyorsunuz.

20. (Zenginliği en büyük gaye yaptığınız için de) Malı 'bir yığma tutkusu ve hırsıyla' seviyorsunuz.

21. (Peki bu taparcasına sevdiğiniz malın mülkün ahirette faydası olacak mı) Hayır! Yeryüzü, üst üste sarsıntılarla param parça olduğu zaman,

22. Rabbin (fermanı) gelip (o fermana göre mahkeme-i kübra kurulduğu , mahkemede sanıklar da tanıklar da, vazifeli) melekler de saf saf düzildikleri zaman (hüküm verilir.)

23. (Hükmün verildiği) O gün, cehennem  de (bütün dehşetiyle) getirildiği zaman. İşte o gün, İnsan (dünyada taparcasına biriktirdiği malın ona hiç bir fayda vermediğini) anlar, ama (bu geç kalmış) anlamanın ona hiçbir faydası olmaz.

24. (Bu manzara karşısında insan dünyada kaçırdığı fırsatları hatırlayıp) Der ki: "Keşke bu hayatım için (dünyada elimde fırsat varken, malımdaki Allah hakkını yetime, yoksula vermekle) hazırlık yapsaydım."

25. Artık (iş işten geçmiştir) o gün (hiçbir pişmanlık fayda vermeyecektir. O gün) Rabbinin vereceği azabı hiç kimse veremez.

26. O'nun vuracağı bağı (da) hiç kimse vuramaz.

27. Ey (inandığı değerleri yaşayarak) huzur bulmuş kişi, 

28. (Bu kıvamını hayatının sonuna kadar korumaya çalış, İdealin şu olsun: Bir gün ölüm geldiğinde) Sen O'ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön.

29. (Dünyada razı olduğum kullar arasına girdiğin için, şimdi burada da o seçkin) Kullarım arasına gir.

30. (Ve onlara vereceğim ebedi saadet ödülünü almak için) Cennetime gir. (Ey insan! İşte her halükarda seni bekleyen iki son.. Hangi sonu istiyorsan, ona göre yaşa! Tercihlerini ona göre yap!)

                                         ***